II. ABDÜLHAMİD’İN CEMALLEDİN AFGANİ’Yİ İSTANBUL’A DAVETİ

Dönemin Londra sefiri Rüstem Paşa aracılığıyla Mabeyn-i Hümayun’dan kendisini İstanbul’a davet eden bir mektup aldı. O sırada kendi ülkesindeki ıslahatlarla meşgul olduğunu belirterek mazeret beyan etti. Bütün çabalarına rağmen Rüstem Paşa, Afganî’yi İstanbul’a gitmesi için ikna edemedi. Günler sonra biri Rüstem Paşa’ya diğeri Afganî’ye olmak üzere iki mektup daha geldi. Mektuplarda yer alan övgü ve teşvikler, Afganî’nin daveti reddetmeyip icabet etmesine yol açtı.

Rüstem Paşa’ya gelen mektupta Sultan Abdülhamid’in uyarı ve ısrarı şöyle ifade ediliyordu: “Devletlileri Cemaleddin’i, İstanbul’a gelerek kendileriyle görüşmesine ve sonra dilerse dönmesine ikna edememeniz durumunda hiçbir mazeretinizi kabul etmez. Telgrafla (konuyla ilgili) ihsasınızı beklemekteyiz.”

Bu davet üzerine Afganî hemen Londra’dan ayrılarak 1310/1892 yılının sonlarında İstanbul’a geldi. İstanbul’a ulaştığında Mabeyn tarafından kendisini karşılamak üzere gönderilen saltanat yaveri onu beklemekteydi. Yaver “Seyyid hazretleri, bagajlar nerede?” diye sordu. O da “Yanımda elbise ve kitap sandıklarından başka bagajım yoktur” diye cevap verdi. Yaver: “Güzel, öyleyse yerlerini gösterin’’ deyince Afgani, (eliyle göğsüne işaret ederek) “Kitap sandıkları burada” (cüppesine işaret ederek) “elbise sandıkları da budur” diye cevap verdi.

Birçok kere Afgani bize demiştir ki “İlk kez sürgün edildiğimde yanımda ikinci bir cüppe ve pantolonlar taşırdım, fakat sürgünler birbirini takip etmeye başlayınca, ikinci cüppeyi yük olarak görmeye başladım. Artık üzerimdekini, eskiyinceye kadar giyiyor, sonra bir başkasıyla değiştiriyorum”.

Kaynak: Cemaleddin Afgani’nin Hatıraları, 3. Baskı, Sayfa 39, 40