DEVLET YÖNETİMİ VE GÜVEN DUYGUSU

10 Eylül 2015BAŞLANGIÇ

Hiç kuşkusuz bir topluluğun diğer topluluklara karşı üstün bir pozisyonda olması, ancak bireyleri arasında sağlam bir birliğin gerçekleştirilmesi, bireylerin birbirleriyle kenetlenmesi ile mümkündür. Bunu başarmaları durumunda, toplumu oluşturan bireyler, bir bedenin değişik organları gibi koordineli bir faaliyet içinde olurlar. Ama bu birlik ve kenetlenmişlik ancak, lider kadrosunu oluşturan insanların güvenilir olmaları durumunda mümkün olabilir, hükümlerin […]

DOĞUNUN YENİ YETMELERİ

1 Aralık 2014BAŞLANGIÇ

Afgani’ye şöyle dendi: Doğuda kültürlü, bilgili, eli kalem tutan ve Batı’nın Doğu’ya yönelik hedeflerini bilen azımsanmayacak sayıda yeni bir nesil vardır. Öyleyse neden bunlar toplumun menfaati, terakkisi yolunda ve milletlerine ait toplumsal yapının ıslahında etkili olamadılar? Şöyle cevap verdi: Kuşkusuz Doğu üzerinde en olumsuz etkiyi yapanlar, açgözlü Batılıların (Doğuya) hücumlarında, önlerindeki engelleri açan ve bölgeye […]

SÜNNİ VE Şİİ AYRIMININ GEREKSİZLİĞİ

1 Aralık 2014MAKALELERİ

Peygamberin ehli beyti adına değişik dönem ve zamanlarda bir takım hizipler ve gruplar zuhur etti. “Müellihe” gibi kimisi doğru yoldan saptı. Bunlar Ali b. Ebî Talib’in tanrılığını savunuyorlardı. Kimisi ehl-i beyte karşı muhabbette aşırı gitti (Gulât ve Mufaddıle gibi). Bu iki grup da “Biz ehl-i beytten iki gurup helak olmuştur; aşırı sempatizan ve hıyanet eden […]

İÇTİHAT KAPISI

1 Aralık 2014MAKALELERİ

Afgani, araştırmaksızın taklitten uzak durması ve bundan nefret etmesiyle tanınırdı. Bu nedenle kendisi görüşlerin en güzelini alır, zayıfını reddederdi. En doğru görüşü bulmak için araştırır, doğruya en yakın olan ve aklın kabul ettiği görüşü alırdı. Bir gün Afgani’nin meclisinde Kadı İyaz’a ait bir görüş nakledip onu hüccet olarak aldılar. Bu görüşe öyle şiddetle tutundular ki […]

DİN VE BİLİM

1 Aralık 2014MAKALELERİ

(…) tekrar tekrar illa da Kur’an, illa da Kur’an! diyorum ve üzülüyorum. Zira Müslümanlar onun iki kapağı arasına hâzineleri gömdüler, sonra onu, kahredici fakirliğe rağmen cehalet çöllerinde araştırmaya koyuldular! Emrettiği her şeyde ona muhalefet ettiler, söylediklerinin aksini yaptılar. Öyle ki sanki Kur’an onlara ihtilafı emredip, anlaşmaya varmaktan sakındırdı. Sanki onları zıtlaşmaya, görüş ayrılığına düşmeye teşvik etti. […]

II. ABDÜLHAMİD’İN CEMALEDDİN AFGANİ’Yİ EVLENDİRME GİRİŞİMİ

Afganî bekâr yaşadı ve hayatı boyunca hiçbir kadınla birlikte olmadı. Kendisine ne zaman biri çoluk çocuğunun çokluğundan, buna mukabil gelirinin azlığından yakınsa, gücü yettiğince ona yardımcı olur ve şöyle derdi: “De ki: Belimden düşenle belimin yükünü ağırlaştırdım.” Sultan [Abdülhamid] bir gün Afganî’ye haber göndererek, evlenmesi için kendisine Yıldız Sarayı’ndan güzel bir cariye göndereceğini bildirdi. Ama […]

II. ABDÜLHAMİD’İN CEMALEDDİN AFGANİ’YE ŞEYHÜLİSLAMLIK TEKLİFİ

II. Abdülhamid: “Ne zaman bir nazırı diğeriyle değiştirdiysem, sonrakinin kötülükleri öncekine rahmet okuttu. (Cehenneme giren her ümmet kendi yoldaşına lanet eder) [Araf 7/38). Sabretmekten başka çare yoktur. İnşallah tedricen bunu yapacağım. (Allah’ın emri mutlaka gerçekleşecektir) (Nisa 4/47). Seyyid hazretleri, size Şeyhülislâmlık makamını teklif ettim ki, orasını ıslah edesiniz. Ama mazeret beyan edip bu teklifi geri […]

CEMALLEDİN AFGANİ’NİN II. ABDÜLHAMİD HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

30 Kasım 2014II. ABDÜLHAMİD

Nasıruddin’e karşı son derece öfkeli olup ona ve despot yönetimine karşı kin kusuyordu. Her gittiği mecliste onu şiddetle eleştiriyordu. Derken İran sefiri Sultan Abdülhamid’e özel bir mektup sunarak, Afganî’nin bu karalamalarına son vermesini istedi. Aynı gün Afgani Sultan’ın huzurunda idi ve Sultan son derece nazik ve duyarlı bir üslupla Afgani’nin Şah’ı eleştirmekten vazgeçmesini ve geçmişte […]

II. ABDÜLHAMİD’İN CEMALLEDİN AFGANİ’Yİ İSTANBUL’A DAVETİ

Dönemin Londra sefiri Rüstem Paşa aracılığıyla Mabeyn-i Hümayun’dan kendisini İstanbul’a davet eden bir mektup aldı. O sırada kendi ülkesindeki ıslahatlarla meşgul olduğunu belirterek mazeret beyan etti. Bütün çabalarına rağmen Rüstem Paşa, Afganî’yi İstanbul’a gitmesi için ikna edemedi. Günler sonra biri Rüstem Paşa’ya diğeri Afganî’ye olmak üzere iki mektup daha geldi. Mektuplarda yer alan övgü ve […]

İNGİLİZLERDEN CEMALEDDİN AFGANİ’YE SULTANLIK TEKLİFİ

Lord Salisbury ve (Lord Randolph Henry Spencer] Churchill, Mehdi’nin o dönemde ortaya çıkışı hakkındaki görüşünü sormak üzere Afgani’yi davet etmek zorunda kaldılar. Afgani Londra’ya giderek onlarla biraraya geldi. Görüşmede kapalı meseleleri bütün ayrıntılarıyla açıklayıp, kendilerine İngiltere’nin bilhassa İslâm ülkelerine karşı takip ettiği ve Mısır’da uyguladığı politikadaki hataları gösterdi. Bütün bu hususları kesin kanıtlar ve samimiyet […]

BİZ MASONLAR…

30 Kasım 2014MAKALELERİ

Bir şeyin sureti zihinde tam olarak ancak onun tanımlanması ve nitelenmesinden sonra oluşur. İnsan konuşan canlıdır. Bu özelliklerde insana konuşan bazı hayvanlar da ortak olduklarından onu istenen şekilde tam olarak tanımlamak için başka sıfatlarla tanımlayarak “mümeyyizdir, tabiî olarak gülendir vs.” dediler. Böylece insan için yapılan tanımlamalar ve nitelemeler sonucunda zihinde ona özgü bir suret teşekkül […]

SEYYİD CEMAL VE ABDUH’UN YAPTIKLARI

20 Kasım 2014HAKKINDA YAZILANLAR

Seyyid Cemal ve Abduh’un işi, kültürümüze hayat bağışlamak yönünde, hayatını kaybetmiş ve sömürü ve değerleri karşısında boyun eğmiş bulunan sömürü vurgununu yemiş İslam toplumuna ruh vermek için yapılan bir işti. Ama bence onların çalışma üslubu tam değildi [Benim Seyyid Cemal ve Abduh’a olan duygularımı siz biliyorsunuz. Çünkü onlardan epey söz ettim. Onları sadece Çağdaş İslam […]

SELEFİYE VE CEMALLEDİN AFGANİ

Seyyid Cemal’in başlattığı hareket, selefiye hareketiydi; fakat klasik eskicilik, geçmişçilik, geriye hareket ve gerici hareket anlamında değil elbette. Geçmişe kaçmak da değil, tersine geçmişi tanımaktır. Frantz Fanon ve Ahne Cesaire Avrupa’ya cevap vermek için -ki siyahları geçmişten, kültürden, medeniyet ve tarihten yoksun sanıyorlardı- siyahları, kültür, toplum, medeniyet ve tarih sahibi olduklarını kanıtlamak için geçmişe çağırırlar. […]

İRAN, BANKA VE CEMALLEDİN AFGANİ

Şaşırtıcıdır ki İslam’da hem en güçlü uyuşturma ve geriletme etkenleri ve hem de en güçlü tahrik ve ayağa kaldırma öğeleri aynı din alimleri topluluğunda bir arada bulunmuşlardır. islam tarihine bir bakın. Hilafet döneminde herkesten çok [Sünnilikte] ve Safeviler döneminde her zamankinden çok [Şiilikte], toplumu uyuşturmaya neden olan ve halkın zihinsel kavramlarla, duygularla, zararsız ve tehlikesiz […]

DARLIK YAŞANMADAN FERAHLIK OLMAZ

1 Ocak 2014MAKALELERİ

Yeni bir çalışmaya muhtacız. Bu sayede ruhlar ve bedenler üzerinde egemen olan birinci hâkimin -ki bu ‘din’dir- gerçek anlamı konusunda sahih bilgi ve yeni bir anlayışla yeni bir nesil yetiştireceğiz. Farklı görüşlere sahip çeşitli din mensuplarını tek bir görüş etrafında birleştireceğiz ve vatanın yaşaması uğruna ölümü göğüslemek için azmimizi bileyeceğiz. Bunu birtakım cemiyetler yerine getirecektir. Bu cemiyetlerin idaresini […]

SABIR VE SEBAT

1 Ocak 2014MAKALELERİ

İngiliz, fazla zeki olmayan, çok sebatlı, çok tamahkâr ve açgözlü, oldukça inatçı, sabırlı ve mütekebbirdir. Arap ya da Doğulu ise çok zeki, sebatsız, oldukça kanaatkâr, tez canlı, sabırsız ve mütevazıdır. İngiliz, acele edip bir kere söylediği yanlış bir sözde ya da yaptığı hatalı bir davranışta bile sebat eder. Doğulu ise ne doğruda ne de hakkını aramada sebat […]

MUHAMMED AMMARA İLE RÖPORTAJ

3 Mart 1997RÖPORTAJ

Afgani, İslami Uyanışın Öncüsü ve Temel Taşıdır Cemaleddin Afgani’nin 100. ölüm yıldönümüne ulaştık. Ve o hala tartışılan ve gündemde olan bir isim. Sizce o nasıl bir misyon taşıyordu? Cemaleddin Afgani İslami uyanışın öncüsü ve temel taşıdır. Afgani son derece üstün meziyetlere sahip biriydi. O’na en yakın olan ve O’nu en çok anlayan, mesajını bilen, Muhammed […]

CEMALEDDİN AFGANİ

Bir şahsı değerlendirirken, o şahsın içinde bulunduğu ortamın şartlarını gözönünde bulundurmak, değerlendirmenin doğru bir seyir takip etmesinde önemli bir fonksiyona sahiptir. Çünkü bir kişi veya yaptıkları, ancak içinde bulunduğu şartlar kapsamında bir anlam ifade eder. Bir şahsı, içinde bulunduğu bulunduğu ortamdan soyutlayarak ele almak yanlış sonuçlara ulaşmayı peşinen kabul etmek anlamına gelir. Bu itibarla Cemaleddin […]

YAŞAR KAPLAN İLE RÖPORTAJ

1 Mart 1994RÖPORTAJ

1- Avrupa sömürgeciliğinin İslam coğrafyasına yöneldiği 17, 18. ve 19. yüzyıllarda İslam toplumunun büyük ölçüde tevhidi bilincin sosyal boyutunu yitirdiği inancındayız. Sizce 19. yüzyıl İslam coğrafyasında tamamen somut hale gelen sosyal ve kültürel çözülme ve sömürgeleşmeye yatkınlık karşısında yeniden yeşermeye başlayan İslami uyanış ve direniş hareketine Cemaleddin Afgani’nin sağladığı katkıların tarihi önemi nedir? Cemaleddin Afganî […]

DÜCÂNE CÜNDİOĞLU İLE RÖPORTAJ

1 Mart 1994RÖPORTAJ

Cemaleddin Afgani (1838-1897) gibi, Çağdaş İslâm Düşüncesi’nin şekillenmesinde belki yazdıklarıyla değil ama kısa ömrü içerisinde yaptıklarıyla; yetiştirdiği, yönlendirdiği ve etkilediği insanlarla büyük işlevler ifa etmiş İslami bir şahsiyeti -vefatından 97 yıl sonra- gündeme getirmekle Hak Söz dergisinin bir hakşinaslık örneği göstermiş olduğunu belirtmem gerekir. Belirtilmesi gereken bir diğer husus ise, yöneltilen sorular içerisinde birtakım ‘yorumlar’ın […]

İSMAİL KAZDAL İLE RÖPORTAJ

1 Mart 1994RÖPORTAJ

1- Avrupa sömürgeciliğinin İslam coğrafyasına yöneldiği 17, 18. ve 19. yüzyıllarda İslam toplumunun büyük ölçüde tevhidi bilincin sosyal boyutunu yitirdiği inancındayız. Sizce 19. yüzyıl İslam coğrafyasında tamamen somut hale gelen sosyal ve kültürel çözülme ve sömürgeleşmeye yatkınlık karşısında yeniden yeşermeye başlayan İslami uyanış ve direniş hareketine Cemaleddin Afgani’nin sağladığı katkıların tarihi önemi nedir? 17, 18. […]

MEHMET YAŞAR SOYALAN İLE RÖPORTAJ

1 Mart 1994RÖPORTAJ

1- Avrupa sömürgeciliğinin İslam coğrafyasına yöneldiği 17, 18. ve 19. yüzyıllarda İslam toplumunun büyük ölçüde tevhidi bilincin sosyal boyutunu yitirdiği inancındayız. Sizce 19. yüzyıl İslam coğrafyasında tamamen somut hale gelen sosyal ve kültürel çözülme ve sömürgeleşmeye yatkınlık karşısında yeniden yeşermeye başlayan İslami uyanış ve direniş hareketine Cemaleddin Afgani’nin sağladığı katkıların tarihi önemi nedir? İslam toplumu […]

İBRAHİM SARMIŞ İLE RÖPORTAJ

1 Mart 1994RÖPORTAJ

1- Avrupa sömürgeciliğinin İslam coğrafyasına yöneldiği 17, 18. ve 19. yüzyıllarda İslam toplumunun büyük ölçüde tevhidi bilincin sosyal boyutunu yitirdiği inancındayız. Sizce 19. yüzyıl İslam coğrafyasında tamamen somut hale gelen sosyal ve kültürel çözülme ve sömürgeleşmeye yatkınlık karşısında yeniden yeşermeye başlayan İslami uyanış ve direniş hareketine Cemaleddin Afgani’nin sağladığı katkıların tarihi önemi nedir? 19. yüzyıla […]

CEMALEDDİN AFGANİ’NİN HATIRALARI

  Muhammed Mahzumi Paşa Cemaleddin Afgani’nin Hatıraları Tercüme: Adem Yerinde Klasik Yayınları İlk Baskı: Kasım 2006 Beyrut’taki İlk Baskı: 1931 Arka kapak yazısı: 19. yüzyılın sonlarında İslam dünyasının sorunları üzerine kafa yoran bir düşünce, siyaset ve eylem adamı olarak Afganî’nin düşüncesi ve siyasi faaliyetleri çağdaş İslam dünyasının hem siyasal faaliyetleri çağdaş İslam dünyasının hem siyasal hem […]

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ VE CEMALEDDİN AFGANİ

“Sultan Selim’e biat etmişim. Onun ittihad-ı İslâmdaki fikrini kabul ettim. Zira, o vilâyat-ı şarkiyeyi ikaz etti. Onlar da ona bîat ettiler. Şimdiki şarklılar, o zamanki şarklılardır. Bu meselede seleflerim, Şeyh Cemaleddîn-i Efganî, allâmelerden Mısır müftüsü merhum Muhammed Abduh, müfrit âlimlerden Ali Suâvi, Hoca Tahsin ve ittihad-ı İslâmı hedef tutan Namık Kemal ve Sultan Selim’dir.” (Tarihçe-i […]

HASBİHAL

3 Haziran 1910HAKKINDA YAZILANLAR

Geçen hafta merhum Cemaleddin Efgâni’ye dair birkaç söz söylemiştim(Bkz. Cemaleddin Afgani Makalesi). Maksadım o büyük adama isnat edilmek istenilen dinsizliğin pek yanlış bir tevcih olduğunu göstermek idi. Ne yazık ki bu sefer de “Cemaleddin mülhid değildi, fakat Vehhabi idi.”iddiası ortaya sürülmeye başladı. Acaba bu şayiayı çıkaranlar bir adamın alnına “Vehhabi” damgasını yapıştırmanın ne demek olduğunu […]

CEMALEDDİN AFGANİ

27 Mayıs 1910HAKKINDA YAZILANLAR

Doğunun yetiştirdiği fıtratların en yükseği olmasa bile en yükseklerinden biri olduğu şüphe götürmeyen merhum Cemaleddin Efgani’ye dair birkaç söz söylemek istiyorum. İçimizde merhumu görmeyen çoksa da zannederim işitmeyen, bilmeyen yoktur. Muhtemeldir ki sevgili okuyucularımız şu satırlarda Cemalaeddin’in özel hayatına, ilmi hayatına, siyasi hayatına ait malumat göreceklerini zannediyorlar. Hayır, öyle etraflı bir tercümeihali inşallah ileride yazarız. […]

ŞARK ÜLKELERİNDE İNGİLİZ SİYASETİ

28 Ekim 1884MAKALELERİ

Biz, İngiliz hükümetinin Osmanlı Devleti’ni teskin ve tatmin etmek üzere Mısır meselesi hakkında bir layiha sunduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Lâyihada İngiliz hükümetinin Mısır’ı istila etmeyi kasdetmediği, orayı ele geçirmek istemediği, fakat birtakım sıkıntıların giderilmesi ve meclis ve mahkemelerin oluşturulmasına kadar bir zamanda İngiliz askerlerinin Nil bölgesinde bulunacağı, Britanya Devleti’nin Mısır’da Sultan hazretlerinin haklarına dokunmak istemediği zikredilmektedir. […]

HAYALİ MÜNAZARADAN

28 Ocak 1883MAKALELERİ

Siz doğru yolunuzdan saptınız. Sapkınlığınızın çöllerinde geziniyorsunuz. Vatanınızı savunmadan geri kalmanız için hiçbir deliliniz yok. Korkaklık üzerinize galebe çaldı, zayıflık sizleri istila etti. Korkaklık ve çekingenlik yüreklerinizi zaafa uğrattı. Bilmiyor musunuz ki her işin başlangıcı zordur? Düşünmüyor musunuz ki, amacın büyüklüğü oranında yolun meşakkatleri büyür? Kuşkusuz rahatlık meşakkatlerle kuşanmıştır. İşlerin en üstünü en zor olanıdır. […]